“Lütfen Bağırma, Seni Duyamıyorum.”
Tolga Erdoğan / BBOM Öğretmen Köyü
2001 yılında Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun oldu. 2007 yılına kadar farklı özel eğitim kurumlarında zihinsel engelli çocuklar ve aileleriyle çalışmalarını sürdürdü. Bu yıldan itibaren 2009 yılına kadar Kadın ve Aile Sağlığı Merkezlerinde çocuk, aile ve yetişkinlerle farklı konularda danışmanlık hizmeti vermeye devam etti. EMDR I ve II. düzey eğitimlerinin yanı sıra, Çözüm Odaklı Terapi, Stratejik Aile Terapisi, Gottman Çift Terapisi, Deneyimsel Oyun Terapisi tekniklerini seanslarında kullanmaktadır. Jungien Kum Terapisi ve sanat terapisi uygulamalarından bireysel ve grup çalışmalarında yararlanmaktadır. Performans kaygısı, kronik ağrılar üzerine yaptığı çalışmalar uluslararası kongrelerde sunulmuştur. Bir süredir öyküler ve masallar üzerinde çalışmakta olan Tolga Erdoğan, İstanbulimpro Doğaçlama Grubu'yla "Bir Zamanlar..." isimli doğaçlama gösteri formatını yurtiçinde ve yurtdışı festivallerinde sahnelemektedir. Özellikle yetişkinlerde ve çocuklarda travma, kaygı ve sınav kaygısı, öfke kontrolü, migren ve regl dönemi ağrıları başta olmak üzere kronik ağrılarla ilgil, çalışmalarına devam etmektedir. BBOM Öğretmen Köyü Başlangıç Programı içinde “Pozitif Etkileşim: Masal ve Hikaye Oyunlarıyla Temel Psikoloji” modülünün eğitim sorumluluğunu üstlenmekte olan Tolga Erdoğan, farklı kuruluşlarla da kendi alanı içinde eğitim çalışmalarını sürdürmektedir.

 "Lütfen Bağırma, Seni Duyamıyorum.”
Eğitim, insanların etkileşim içinde olduğu değişken ve dinamik bir süreçtir. Eğitim veren kişiyle alan kişi ya da kişiler arasında ilk karşılaşma anından itibaren bir ilişki başlar ve bu ilişki karşılıklı olarak tarafları dönüştürerek devam eder. Dolayısıyla eğitim ortamında bulunan kişilerin halleri birbirleri üzerinde doğrudan bir etki gücüne sahiptir. İnsanların yaşadıkları her tür zihinsel, duygusal, bedensel değişim eğitim ortamının tekrar tanımlanmasına neden olur. Bu süreçte verilen eğitimin etkinliğini artırmak sadece eğitim içeriğiyle değil, değişime sürekli yeniden adapte olabilme becerisini de gerektirir. İnsanların birbirlerinin ihtiyaçlarını görebilmeleri, duyabilmeleri ve elinden geldiği kadarıyla anlayabilmeleri eğitim ortamındaki duygusal iniş çıkışların daha öngörülebilir olmasını sağlar. İhtiyaçların karşılıklı olarak ifade edilebilmesi, bu ihtiyaçların imkanlar dahilinde karşılanması için iyi niyetli bir çabanın gösterilmesi eğitim alanını güvenli hale getirir. Güvenli alanın yaratılması eğitimi veren ve alan kişilerin duygusal olarak belirli bir denge halinde bulunmasını ve dolayısıyla amaçlanan kazanımlara ulaşma ihtimalinin de artmasını sağlar.