Sınıfta Duygulara Yer Açmak
Seçil Akaygün Cüntay / Sosyal ve Duygusal Öğrenme Akademisi
Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde lisans ve yüksek lisansını tamamlamıştır. 1999 yılından itibaren çocuklara ve ailelere yönelik psikolojik danışmanlık hizmeti vermekte ve çalışmalarını 16 yıldır devam ettirmektedir. 2003 yılında Avrupa Birliği Halk Sağlığı Konsorsiyumu’nun düzenlediği sivil toplum için proje geliştirme eğitimini tamamlamıştır. Farklı sivil toplum kuruluşları ile ortak projeler yürütmüş, 2005 – 2007 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde “Okul Aile İşbirliği” ve “Toplum Danışmanlığı” derslerini vermiştir. 2008 yılından bu yana ise Committee For Children’ın Türkiye partneri olarak İkinci Adım Sosyal Duygusal Becerileri Geliştirme ve Şiddeti Önleme Programı’nın çeviri, adaptasyon, uygulama sürecinde ve öğretmenlere yönelik eğitim ve atölye çalışmalarının planlanması / uygulanmasında aktif olarak rol almakta; İkinci Adım program koordinatörlüğü görevini sürdürmektedir.

Sınıfta Duygulara Yer Açmanın Önemi
Hepimizin okul ve sınıf deneyimlerinde bazı “an”lar vardır. Sınıfın içinde görünmez olmayı hayal ettiğimiz o an veya sonsuza kadar zihnimizde taşımaktan keyif duyacağımız diğer anların hepsi duygularla ilgilidir. Kimisinde öğretmenimizden gelen bir göz kırpma Akdeniz bölgesinin dağlarını ezberlemekten daha büyük anlam taşır, kimisinde ise “Bunda ağlanacak ne var?” sorusu ile bir daha sınıfta bir duygu hissetmemeye yemin etmişizdir. Halbuki ilişki olmadan öğrenme olmayacağı gibi bir sınıfı duygulardan ayrı düşünmek imkansızdır. Sınıfta duygulara nasıl yer açacağımızı, duyguların ifade edilmesinin öğrenme iklimlerini nasıl etkileyeceğini konuşacağız.